top of page

Sınav stresi ve gelecek kaygısı

Güncelleme tarihi: 14 Haz 2020

Birtakım sebeplerden dolayı yaşamayı ertelediğinizi fark ettiniz mi ?

Hep yarını düşünürken, bugün ve bu “an” kayıp gidiyor elimizden.





Hep bir sonraki günün peşinden gidiyor insan.

Bir ertesi günün telaşı, düşüncesi.

Yarın ,yarın ...

Basit tanımıyla, bugün muhteşem bir yemek pişirmişken, onun mutluluğunu ve lezzetini içimize sindirmeden ,yarın hangi yemeği pişirsem telaşına düşmek.

Çok güzel bir tatil geçirmişken, bir sonraki tatilde nereye gitmeyi planlasak düşüncesiyle hareket etmek.

LYS sınavında (lise yerleştirme sınavı) çok başarılı olmuşken, üniversite sınavına nasıl hazırlanacağım kaygısına hızla geçiş yapmak.

Harika bir üniversiteye girmişken ,sonrasında nasıl iş bulacağım telaşına düşmek.

Üniversiteden sonra çok güzel bir iş bulmuşken ,nasıl terfi ederim kaygısı yaşamak.

Çok güzel bir işim var çalışıyorum demek yerine , emekliliğim için para biriktirmeliyim endişesine kapılmak.

Bu telaşlar bizi bugünü yaşamaktan ,mutlu olduğumuzun farkına varmaktan alıkoyuyor öyle değil mi?

Mevcutta yaşadığı güzel günün farkında olmadan, kim bilir kaç gün yada kaç zaman geçiriyor insan.

Ülkemizde gelecek kaygısı daha çocukken başlatılıyor.

Ortaokul son sınıf öğrencileri için yapılan lise yerleştirme (LYS) sınavları, gençlerimiz için üniversite sınavları, çocuklarımızın çocukluklarını, gençlerimizin gençliklerini yaşamasına engel oluyor.

Aileler birkaç sene dişini sıksın sınavı kazansın sonra oynasın yada sonra gezsin diye açık bir şekilde çocuğu sistemin içine iteliyor.

Oysa çocuklar , sınav çalışarak ve sonuçları için kaygılanarak geçirdikleri yılları bir daha hiç yaşayamayacak.

Hem sınav çalışıp hem eğlenemez mi çocuklar?

Bu ülkede galiba onu yapamıyorlar.

Üniversiteye gidince de olay bitmiyor.

Koçluk yaptığım üniversite son sınıf öğrencileri var.İş bulma ile ilgili koçluk alıyorlar.Onlarda gününü yaşamıyor.İş başvurularıyla ve alacakları red cevapları ile ilgili endişe ve kaygı içerisindeler.

Çok kişinin işsiz kalacağını düşündükleri bu dönemde, iş bulamayacaklarını düşünüyorlar.

Oysa iş hayatında yeni ve teknolojiyi çok iyi kullanan , iyi eğitimli bu gençlere öyle ihtiyaç var ki.

Seans yaptığım genç arkadaşlarımın görüş açılarını olumsuzdan olumluya ,çevirebilmek için oldukça uğraşmam gerektiğini itiraf etmeliyim.

Gençlerden bahsederken yıl sonu balolarına değinmeden geçmek istemiyorum.

Korana virüs sebebiyle bir çok okul balosunu yada kep atma törenlerini erteledi ,bazıları ise hiç yapmayacak.

Lise son sınıf ve üniversite son sınıf öğrencileri olan genç arkadaşlarımızın bu konuyla ilgili çok üzgün olduğunu biliyorum.

Oysa balo yada kep atma töreni sadece 1 gün.Geriye baktıklarında okudukları okullarda

4 yada 5 yıl süren bir eğitim dönemlerine sahip oldu ,bu çocuklar.Yaşadıkları dönemde dostluklar ,arkadaşlıklar biriktirebilmişler mi? Gülüp eğlenebilmişler mi? Okullarınının ve okudukları yılların güzelliğinin farkına varabilmişler mi?


Sanal dünyada 700-800 takipçi sahibi olsalar bile, okullarında gerçekte

10-20 kişiyle iletişim halindeler.Teknolojiyi çok aktif kullanırken ,normal arkadaşlığa ayrılamayan zamanlar ve bitmek bilmeyen sınav çalışmaları.


Sürekli geleceği güzelleştirmeye çalışırken yaşadığımız günün, geçmiş dönemin geleceği olduğunun farkına bile varmıyoruz.


Başardığımız, gerçekleştirdiğimiz hiçbir şeyin mutluluğunu ve hazzını yaşamıyoruz.


Oysa hayat aşağıdaki dizelerdeki gibidir, ne eksik ne fazla.


"Yaşamın her anı şölendir.

Biz sadece sonucu kutlasak da.

Oysa yolculukta…

Ağlamalarımız,

Gülmelerimiz,

Hayal kırıklıklarımız,

Hepsi bizi yaratır,

Ve biz çok özeliz.

Çünkü bizden birtanem daha yok."


İpek Gezer












Son Yazılar

Hepsini Gör

コメント


bottom of page