top of page

"Kendini Bilmek" önemli!


Biz insanlar kendimizin biricik olduğunu unutup, bir diğerine özenmekle geçiririz tüm zamanlarımızı.Bir çok kere kibirli gibi görünsek de kendimizi beğenmez, olup olmadık sebepler yüzünden kendimizi yargılar, hırpalar ve incitiriz.En çok başkalarına kötülük yaptığımızı zannederken aslında en çok da kendimize kötülük yaparız.Nasıl mı yaparız bu kötülüğü kendi güçlü yanlarımızı ve değerlerimizi fark etmeyerek yaparız.


İnsan oğlunun gerçek yolculuğu da aslında budur.Önce kendini kaybeden insan sonra kendini bulmaya çalışarak tekamül eder.Şimdi şunu da bilmekte fayda var aslında, dünyada 7 milyar insan yaşıyorsa 7 milyar da farklı enerji yada ruh yada karakter vardır.Her ne kadar biz bunları sınıflara ayırarak genellemeler yapmaya çalışsak da hiç kimse bir birine benzemez.Hiç kimse taklit edilemez.Kişi istemedikçe değiştirip dönüştürülemez, fakat etki altında bırakılabilir.


Şimdiye kadar anlatmaya çalıştığım konuları örneklerle açıklayacağım.

Aynı anneden ve babadan doğan, tek yumurta ikizlerini düşünün, fiziki olarak birbirlerine tıpatıp benzese ve aynı çevrede yaşayarak büyüse bile karakterleri, yetenekleri birbirlerinden oldukça farklıdır.Sosyal psikoloji özellikle tek yumurta ikizleri üzerinde deneyler yaparak ,genetik faktörler ve çevrenin insan üzerindeki etkilerini ölçmeye çalışmıştır.Bu ayrımı elde edebilmek için, tek yumurta ikizi olup farklı ailelerde ve çevrelerde büyüyen ikizleri seçmişlerdir.Bu şekliyle çevrenin ve dış etkenlerin insan üzerindeki etkilerini anlamaya çalışmışlardır.


Gerçekte insan hem genetik faktörlerden ve hemde çevresel koşullardan etkilenerek

kendi karakterini, davranışını ve doğasını oluşturmaktadır.Tüm bunların dışında doğuştan getirdiğimiz özümüz ,aynı iskeletimiz gibi ana çatımızı oluşturmaya devam etmektedir.


Birazda etki altında bırakılıp bırakılamama konusunu ele alalım ,insanlar özellikle

girdikleri gruplardan ve topluluklardan kolaylıkla etkilenebilmektedirler.

Kabul görme isteğimiz, bir grubun parçası olma sosyalleşme ihtiyacımız , otoriteyi

kabul etme ve ona uyumlanma yapımız sebebiyle etki altında bırakılıyoruz.


Otoriteye itaat konusunda yapılan ünlü psikolojik deney Yale Üniversitesi psikoloğu Stanley Milgram tarafından yürütülen bir dizi sosyal psikoloji deneyiydi.

Deney 20-50 yaşları arasındaki kişiler üzerinde yapılmış olup, kendi değer duyguları ve vicdanlarıyla uyuşmasa bile otoriteye itaat ettiklerini gösteren ünlü bir deneydir.

Bu deneyde, katılımcılar bir öğrenciye elektrik şoku vermeleri gerektiği konusunda yönlendirildiler.Gerçekte öğrenci (denek) elektrik şoku almasa bile almış gibi bağırıyordu, Otorite figürü elektrik şokunu yükselterek devam konusunda uygulayıcıları yönlendirdiğinde uygulayıcıların istemiyerek de olsa buna uyduğu görüldü.

Deney sonucunda otoriteye itaatın her yaşta ,her meslekte ve her zaman olduğu sonucuna varıldı.Bu durum belkide güçlü, otoriter liderlerin başa gelmesini ve seçilmesinide açıklıyor.


Şimdi konuya farklı bir bakış açısı getirip hipnoz konusunu ele alalım, Hipnoz anında kişi

verilen komutu duyar, anlar ve istemez ise komuta uymayabilir yada kendini hipnoz sokmayabilir.Çünkü her insan farklı kişilik özelliklerine sahip olsa bile özgür irade sahibidir.

Farkı yaratan kişilerin seçimleridir.İradesini kullanmayı mı seçmektedir? yoksa kullanmamayı mı seçmektedir gerçek konu sadece budur.


İnsanlar iradesini ne zaman kullanamaz?

İradeyi kullanmaya en büyük engel kullanılan kimyasal ilaçlardır.

Çünkü beyin üzerinde yüzde yüz etkileri vardır.Örneğin eroin, kokain, marijuana ve bunların etken maddelerinden yapılan psikiyatride hastalık tedavisinde kullanılan ilaçlar.

Bu ilaçlar doktor tavsiyesi ve uygun dozajda veriliyorsa kişinin duygu durumunu düzenlerler.Fakat kişi kendi kendine hayattan kaçış ,arkadaş çevresine girme ve sosyalleşme veya kendini rahatlatma olarak kullanıyorsa (eroin,kokain vb) bu durum sonuç değişir.Bu durumda da gerçekte kişi özgür iradesini kullanmış ve hayattan kaçmayı seçmiş olabilir.

Kişiler kendilerini fark etmek için davranışlarını ve düşüncelerini gözlemleyebilirler.

Bunu hiç bir şey yapmaksızın her gün 10 dakika oturup düzenli nefes alarak vücudunuzu dinleyerek yapmanız çok mümkün.Bu egzersiz sırasında vücudunuzun neresinde gerginlik hissediyorsunuz dikkat etmenizi öneririm.Sonraki adımda da ,hangi olay ,söz ve davranış bu duruma sebep oldu bulmanız mümkün.

Farkında olmak yolun yarısıdır.Kalan kısmı ise olayın fiiliyata dökülüşüdür. Örnekle açıklayalım, 10 dakika kendinizi dinlediniz ve sırt ağrısı hissettiniz, bu ağrının sebebi öfke duygusudur.Öfkeli insan genel olarak bir olayla ilgili karşısındakini suçlar, bilinçaltında yaşanan ise öfkenin kendisine olduğudur.Çünkü bir şeyi yapamamış ,başaramamış yada sonuçlandıramamıştır.Şimdi olayı karşı tarafa atfetmek yerine doğru yere yani kendine döndürdüğünde ne olur? İlk yapılan hareket kendini suçlama olur.Kendini suçlamadan sıyrılabilirse ne olur? Nasıl düzeltebilirim düşüncesi gelir.Yani kişi kendi duygu ve düşünce durumunu düzenlemek için yapabileceklerini gözden geçirmeye başlar.İleri aşamasında ise yapar.


Şimdiye kadar bir şeyler anlatım öyle değil mi ?

Biraz oradan biraz buradan, tüm bu anlattıklarımı bir danışanımın sorusu üzerine yaptım. Onun özeli olduğu için soruyu yazmıyorum.O bu yazdıklarımı okuduğunda cevabı bulacaktır.Ona, bu makaleyi okumasını söyleyeceğim.Belki herkes için bir cevap vardır.









Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page